18 Mart 2009 Çarşamba

Erotomania

Dün akşam, benden de daha ateşli bir müzik hastası olan Dbugg'a gittim. Evinde yoktu. Aradım, cebi de kapalıydı. Baktım, garajdaydı. Arabanın ses sistemiyle meşguldu.

Bilirsiniz, yeni car audio, yeni kolonlar falan filan. Zaten araba sevdalısı erkek milleti için arabayla vakit geçirmek güzel bir eğlence sebebi ve faydalısıdır.

O bir taraftan uğraşırken diğer yandan da biralarımızı tokuşturduk. Tam garaja sohbeti oldu açıkçası. Sıra soundcheck'e gelince de garaj ışıklarını kapatıp kendimizi arabanın teybin loş ışıklarını izlerken ve de Dream Theater dinlerken bulduk.

Evet biliyorum, çok gay'imsi bir sahne. Ama hemen söyleyeyim, öpüşmedik :D

Dream Theater'ın bundan birkaç sene önceki İstanbul konserine de beraber gitmiştik. Var bir DT sevdamız. Kanıtlanmış durumda artık.

Soundcheck'te DT dinlemeyi unuttuğum aklıma geldi.

Ve hemen Awake albümünden esntrümantal Erotomania'sının canlı kaydını ğaylaşmak istedim.

Bu konserin DVD kaydı vardı bir ara. Özellikle bu parçayı açar, 4-5 defa dinlemeden rahat edemezdim. Hala harika ve hala güçlü. Ne de olsa, bu albüm Kevin Moore gruptan ayrılmadan önce kaydedilmişti.



Her ne kadar son zamanlarda ortaya çıkardıkları eserler pek ilgimi çekmese de bu yaz Kaliakra Rock Fest'in organizasyonunda headliner olarak yer alan DM konserine gitmeyi planlıyorum.

Umarım, İstanbul'daki konserden daha heyecanlı geçer... favit'te oku

17 Mart 2009 Salı

Savaş Bulanık Görenlerin İşidir

Brit tarzına hafiften göz atmak amacıyla 1-2 örnek dinlemek istemiştim zamanında.

Blur'ü zaten biliyordum. Gıcık, laubali ve safi eğlenceye yönelik bir topluluk gibi gelirdi hep bana.

Daha sonradan 13 adlı albümleri geçti elime, sanırsam Moskova'daki CD alışverişlerinden kalma bir albümdü. Coffee&TV ve Tender gibi hitler içeren bir albümdü.

Fakat aralarında bana en yakın geleni Battle'dı tabi ki. Ne de olsa bir çatışma, münakaşa var işin içinde. Şarkının atmosferi de bir yandan öyle, hem rahatlatıcı hem rahatsız, bir taraftan endüstriyel seslerle bezeli bir kargaşa ortamı, falan filandır derken ben bunun hastası olmuştum.

Videosunu yeni gördüm. Kim çekmiş bilemiyorum, belki de Blur kendileri oturup yapmış da olabilirler.

Farketmez. Cuk oturmuş. Tam benim zevkime göre.

Savaş gemileri, kalkan ve düşen uçaklar, orijinal savaş görüntüleri...

favit'te oku

14 Mart 2009 Cumartesi

It's cold out but her popsicle melts

Klipte güzeller güzeli, seksiler seksisi yetenekli Shirley Manson'ın da dahil edildiği enfes bir She Wants Revenge parçası.

These Things.

Şurada uzun uzadıya anlatmışım SWR'i. İster okuyun ister parçayı sözleri ve müziğiyle özümsemeye çalışın :)



Parçanın sözlerine de buradan bir giriş veyahut çıkış yapabilirsiniz. favit'te oku

13 Mart 2009 Cuma

Kim kiminle virtüel olarak nerede ister?!?!


Bu aralar bir mimlemedir gidiyor. Gerçi şu ana kadar bir tane sLn'den, bir esther'den, bir de dün fenasi'den gelmiş. Toplamda 3 tane yani, şikayet etmeyeyim...

İlk iki mim eğlenceli ve zorluk derecesi pek de yükseltilmiş cinsten değildi açıkçası. Fakat bu seferki, her türlü kalıbı yerinden söken, insanın hücrelerinde ahlaka dair zerre kadar iz bırakmayan cinsten :D hele ki benim gibi muhafazakar(!) bir adama böyle bir mim...

Efendim, fenasi demiş ki bloglar aleminde kim kimi rüyasında görüp hayalini kuruyormuş falan. Daha doğrusu kim hangi blogcuyla yatmak ister mimi...

Hemen belirteyim, burada adı geçen ve geçecek olan karakterlerin gerçek hayattakilerle hiçbir ilgisi yoktur. Doğabilecek benzerlikler, tesadüf olarak algılansın. Öyle!

Şimdi, okuduğum blogcu ablalar arasında bir tane esther var. Ki, o esther yer yer hırçın zaman zaman sevecen, hafif asi hafif evcimen gibi. Yani sanki hem taşınabilir bir hatun, hem de yeri geldiğinde sinirlerini yerinden sağlamca oynatabilecek bir potansiyele sahip biri gibi...
Ama zaten bu da işin tatlı yanı. Gül gibi geçinip anlaşabileceğin biriyle olan cinsel deneyim bir süre sonra rölantiye bağlayıp çok kolay sıkılabiliyor insan. Daha da kötüsü, o insana bağlandığında rölantide olduğunu da farkedemiyorsun bazen. Kendine tokat falan atman gerekiyor, kafan basarsa buna tabi, uyanıp ayılabilmen için.

Bana sorsalar esther derim. İlginç bir insan, yazıları da öyle. Keyifle takip ediliyor. Bu da bir hard-on vermiyor değil insana :D böyle de olayı basitleştiririm işte. Değişik de bir yüz açıkçası.
Overall, ilgimi çeken bir hatun.

İşin mim kısmı fictional düzeyde tabi ki, yani esther'in abileri dayıları üzerime yürümeye kalkmasın, bulgar'da da olsam bulmasınlar beni :-P

Bir de şarkı vererek bu mimin adını koyalım. Bir ABBA cover'ı gelsin Erasure'dan.

favit'te oku

12 Mart 2009 Perşembe

It's always funny until someone gets hurt and then it's just hilarious

Faith No More'a bağımın güçlendiği ve Mike Patton'a olan hayranlığımın katbekat arttığı albüm King For A Day, Fool For A Lifetime'dan Ricochet.

Karmaşık ve yaratıcı sözleriyle ve inişli çıkışlı müziğiyle enfes bir dinleti.

Sakinlik uyandıran bir havası varmış gibi görünse de, beni çok rahat gaza getirip pogo yaptırabilir. Artık kafa da sallayamıyorum, beyin hücrelerimin öldüğünü hissedebiliyorum artık :D

favit'te oku

Kulak Pası ve Cila

Bir Black Sabbath cover'ı..

Pantera'dan!

Favori albümüm Far Beyond Driven'dan Planet Caravan.



Albümü baştan sona (son parça hariç, ki zaten son parça da Planet Caravan) dinlediğinizde sertlikten, kabalıktan ve ayyaşlıktan geçilmeyen parçalar dizilimi görülür. Ve Planet Caravan, kulağın pası alındıktan sonra cila niyetine kapanışta sunulur.

Pantera'yı az buz dinleyip de bu zamana kadar özümseyememiş meraklılar varsa bir de bu açıdan bir kulak vermeyi denesinler. favit'te oku

How Low You Can Go?

Özlediğim thrash nağmeleri olduğunu anladım biraz önce.

Drum and bass, black metal, gotikti derken nereden geldiğimi unutuyormuşum meğersem :D

14-15 yaşlarındayken, İstanbul'da bile metelikadan başka grup tişörtleri bulamazdık.

Bakırköy'de kırtasiyenin birtanesi tişörtlere kısıtlı sayıda baskı yapıyordu. Hemen gittim, Iron Maiden, Manowar ve Testament tişörtleri bastırdım.

Özellikle de Testament tişörtünü gururla taşıyordum. Nadir bulunan cinstendi, konser albümü The Apocalyptic City albüm kapağının kanlı, gore'lu resmi vardı önümde gurur duyulmaz mı :)))

Low albümünü de beğenmiştim daha sonraları.

Albümle aynı ismi taşıyan Low parçasıyla Testament huzurlarınızda.

favit'te oku