9 Ocak 2009 Cuma

Ağaç Kökün Saldığı...



Tam da Türk rock ve türev örneklerinden umudumuzu kesmişken Kurban çıkıvermişti.

Fazla laubali ve popumsu gelmişti aslında. Daha sonra itinalı bir dinleme ve daha keskin pür dikkatle eğilince Kurban'ın meydana getirdiklerine, beni içine çeken öğelerin hiç de az olmadığını farkettim.

Belki de sadece dönem olarak, metalden kendimi soyutlamaya (vazgeçmek demek değil tabi) başladığım ve değişik açılımlara yelken hazırladığım dönemlere denk gelmesindendir Kurban'ı anlamış olmam.

O veya bu nedenle de olsa, Kurban adını taşıyan ilk albümlerinde çok eğlenceli Yeşilçam gırgırlarının yanında gayet de ciddi ve müzikal değer biçtiğim ömür boyu dinlenesi parçalar da var.

Sorma.

Etno elementlerin yarı-sıkı yarı-başıboş bir hardcore groove'uyla harmanlamasından doğmuş güzel bir örnektir.

Anadolu ezgileri, söylemleri sanki Aşık Veysel'in dimağından bir kez geçirilip filtrelenmiş ve hardcore atakları da üstüne giydirilmiş, gayet de şık durmuştur.

Parçanın dizaynı ev, araba, işyeri, sokak, vs. gibi yerlere yönelik düşünülmemiş bence.

Tamamen konser mekanına yönelik düşünülmesi ve konsere gidildiğinde de (festival de olur ama rakınkok olmasın) bön bön bakmaktan çok şarkının etki ve coşkusundan ileri gelen adrenalini yanındaki insanlarla etkileşerek aktarmalıdır.

Bunun adına kısaca pogo diyelim mi, diyelim. :)

Tam pogoluk bir groove var şarkıda. Fakat, şarkının sonundaki (en azından albümdeki örnek öyle) iki adet dörtlüğe sıra geldiğinde herkes silkelenmeli ve metnin hakkını vermeli...!

Buyurun!

Suyun kaynak olduğu
Ağaç kökün saldığı
Eşin dostun gittiği
Yerde bulursun beni

Yolun ayrıldığı
Gidenin dönmediği
Çarenin olmadığı
Yerde bekliyorum seni




favit'te oku

2 yorum:

sLn dedi ki...

"Türkiye'de birileri hâlâ rock müzik yapıyor" isyanlarımın ardından verdiğim ilk örnektir "kurban". (burdan sLn kişisinin şebnem ferah'tan mor ve ötesinden vs haz etmediği sonucu pekâlâ çıkabilir ;) Bulutsuzluk özlemi gibi gruplar sessiz, o yüzden ilk örneğim kurban.)

Yaşımıza ve hissiyatımıza dönem itibarıyla pek bir uygun düşen "yalan" şarkısıyla gelip girdiler hayatımıza, hâlâ çıkamadılar.

Burak Gürpınar bateri çalışını hem izlemeyi hem dinlemeyi çok sevdiğim bir insan evladıdır. Yerinde sabit duran bateristler benim canımı sıkar, Burak Gürpınar bateri başında kendini kaybeder, izleyene de kaybettirir, kendimden biliyorum :) Eski günlerinden büyük hızla uzaklaşan Athena'nın son albümdeki gözle görülür toparlanmasında da zannımca etkisi vardır Burak Gürpınar'ın. Athena'nın müziğe verdiği arada etkisi var mıdır bilmem ama "Gökhan hiç haber vermeden grubu dağıttı" demesine bakılırsa yoktur :)

Deniz Yılmaz ise grubun diğer önemli adamıdır elbet. Vokalini de müziğini de sevdiğimiz güzel bir insandır. Zaman zaman başka gruplara da el atar, katkısı da büyük olur.

Deniz'in askerden gelmesi üzerine "toplandık biz" mesajı verip "yak" demosunu internet alemlerine salmış, heyecan yaratmış sonra da ortadan kaybolmuşlardır bir de :)

Özetle diyeceğim şudur, "severiz" :)

yorum yazarken kendini kaybeden insan modelinden sevgiler :)

Besimi dedi ki...

ehehehe, güzel bi kendini kaybetme olmuş. devamını sabırsızlıkla bekleriz :)

kurban iyidir ya ne diyim ki, türk piyasasında radical noise dinlerdik çok bi aralar. ama hiçbir zaman ruhumu tamamıyla teslim ettiğim bir türk grubu olmadı. biraz acı tabi. mavi sakal aslında yerli piyasayı toparladı bi aralar, tabi bir sürü yeraltı örnek de var. darkphase'ler falan. kötü kayıtlar ama sağlam ruhlar vardı.

athena konusunda eski athena deyince, benim aklıma athena'nın punk saçlara ve harbi thrash sound'a sahip oldukları 'One Last Breath' dönemleri ve yurdum milliyetçi(!)lerinden dayak yedikleri zamanlar aklıma gelir.

kopmuşum ben de, yeter, yorum yok artık dağılın :)))

gider de gider bu konu, ardı arkası kesilmez :8